15 , -  




FAQ







-




















Eurasian Movement (English)



.. " "" -


.. " "

>>
>>
>>
>>
>>
>>
>>
(.) | mp3
.

(- mp3, . 1 )
:
- -
- -

--
[ ]
[ ]
[ -]
[ ]
[ ]
- [ ]
[ ]
[ ]
? []
[ ]
.. >>
>>
>>
>>
>>
" "
, 125375, , , 7, 4, 605, (. )
:
+7(495) 926-68-11
- , , , , CD, DVD, VHS , , "" .
E-mail:
  • " "
    -:
    +7(495) 926-68-11
  • - " "
  • . ()

  • [ ]

  • .
    : 117216, / 9, ..

    " "




  •    width=

      width=

    - width=
    Rambler's Top100



    ..

    -
    evrazia - lj-community
    -
    -




    (VIII )

    ( )

    ( )

    ( )

    . @Mail.ru
    Cumhuryet | Ukraynada Fener-Moskova-Vatikan mücadelesi | 

    Ukraynada Fener-Moskova-Vatikan mücadelesi

    Türkiyeye ekümeniklik protestosu

    Deniz Berktay

    Fener Rum Patrikliğinin ekümeniklik (evrensellik) iddiasının kabul edilmesi yönündeki tartışmalar son yıllarda Türkiye gündemine sıkça gelmeye başladı. Lozana göre ülkemizde bulunan Rum cemaatin dini ihtiyaçlarını gidermesi gereken patrikliğin bu arayışlarının Türkiyeye nasıl yansıyacağı Ukraynada yanıtını buldu. Kievdeki kiliseler mücadelesinde Türkiye protesto edildi.

    Turuncu Devrime aktif destek veren Hıristiyan çevreler, Ukraynanın her anlamda Batı doğrultusuna yerleşmesini sağlamak için Ortodoksların Moskovaya değil Fener Rum Patrikliğine bağlanmasını istiyor. Türkiyenin bir kurumu olan patrikliğin de bu konuya sıcak yaklaşması, ülkemizin Rusya ve diğer çevrelerle diplomatik ilişkilerinin gerilmesi riskini taşıyor. Geçtiğimiz sonbaharda Ukraynada yaşananlar, olası sorunların da ipucunu verdi.

    Turuncu devrim ile sonuçlanan 2004 Ukrayna devlet başkanlığı seçimleri, pek çok sorunun yanı sıra, iki gerçeği daha gözler önüne serdi. İlk olarak, Ukraynanın, Hıristiyanlığın üç önemli kutbunun (Fener, Moskova ve Vatikan) temel savaş alanı olduğunu, ikincisiyse kiliselerin, uluslararası güç odaklarının da teşvikiyle siyasete nasıl müdahale ettiklerini. Seçim sürecinde iki adayın mitingleri de kendilerini destekleyen papazların dualarıyla başlayıp bitti. İki taraf da seçimlerin hak yolu ile şeytani yol arasında geçeceğini söyleyerek, lafı bizim adayımıza oy vermeyen, kafirdir demeye getiriyorlardı. Kiliseler arası çatışmalar, turuncu devrimden bu yana azalmak bir yana, daha da şiddetlendi. Dahası, bu çatışmaların ucu Türkiyeye de dokunmaya başladı. Ekim ayında Moskova Patrikhanesini savunan Ukraynalılar Kievde iki gün boyunca büyük kitle gösterileri düzenlediler ve göstericilerden bir grup Türk Büyükelçiliğine giderek eylem yaptı. Gösterilerde Türkiyenin Vatikan olmaya heveslenen Fener Patrikhanesinin etkinliklerinin önüne geçmesi isteniyor, aksi durumda, Ukrayna, Rusya, Beyaz Rusya ve Moldovada Türk inşaat ve turizm sektörleriyle Türk mallarına yönelik boykotun başlatılacağı uyarısı yapılıyordu. Bu yazıda, Ukrayna kiliselerinin siyasetle ilişkisini ve sorunun Türkiye boyutunu ele almaya çalışacağız.

    Ukraynanın bölgeleri

    Ukrayna, siyasi açıdan üç bölgeye ayrılır: Güney ve doğu bölgeleri, Rusların ve Ruslaşmış Ukraynalıların en yoğun olduğu bölgedir. Rusya yanlısı Yanukoviçin son seçimlerde bu bölgelerden yüzde doksan oranında oy almasının nedeni budur. Dinyeperin batı yakasındaki Orta Ukrayna bölgesi, kararsızların bölgesidir; Rusya aleyhtarı Ukrayna milliyetçi geleneği, burada zayıftır ve ancak Moskovaya tepkinin yoğun olduğu dönemlerde güçlenir, diğer dönemlerdeyse inişe geçer. Batı Ukrayna bölgesiyse, tarih boyunca Litvanya, Polonya ve Avusturya Macaristan egemenliğini yaşamış ve Moskovanın denetimine ancak 1939-45 döneminde girmiştir. Batı yanlısı ve Rus karşıtı Ukrayna milliyetçiliğinin beşiği olan bu bölgede, Rum Katolikliği (*) egemendir. Turuncu devrimin başlangıç noktası da burasıdır. Batı Ukrayna dışında Ukrayna milliyetçiliğinin, hatta ulusal bilincin zayıf olması, Ukraynayı Rusyadan uzak tutmak isteyen iç ve dış çevrelerin en temel kaygısıdır. Bu açıdan, Ukraynalılık bilincini yaratıp geliştirecek bir Ukrayna kilisesinin kurulması ve bu kilisenin de, ABD ve AB ile içli dışlı ilişkilere sahip olan Fener Patrikhanesi tarafından tanınıp Moskova Patrikhanesine karşı korunması, hem Devlet Başkanı Viktor Yuşenko, hem de bu çevreler açısından büyük önem taşıyor. Sadece Fener yanlısı oluşumlar değil, Ukraynalı Rum Katoliklerden (URK) Protestanlara varıncaya kadar bütün Moskova karşıtı dini oluşumlar da bu nedenle, Batılı çevrelerle yakın ilişki içinde bulunuyor. (Örnek: Turuncu devrimden bir süre önce Moskova yanlısı Kilise (MPUK) dışında Ukraynadaki bütün dini oluşumlar Brükseldeki NATO karargahında iki gün ağırlandılar ve bu dini grupların hepsi de turuncu devrimde aktif rol aldılar)

    Rusyanın tutumu

    Ukraynanın NATOya dahil olmasının kendisinin savunma alanındaki bütün avantajlarını ortadan kaldıracağının bilincinde olan Rusya ise, Ukraynayı denetiminde tutmanın tek yolunun enerji kartı olmadığının bilincinde. Bu nedenle, Kilise kanalıyla da Ukraynalıların Rusyaya yakın tutulmasına çalışılıyor. MPUK ve Rusya açısından tek sorun Fenerin girişimleri değil; Vatikanın desteğini alan URK da Ukraynada yayılma çabası içinde. Şimdi, önce Katolik- Ortodoks çatışmasını, sonra da Ortodoksluğun iki kutbu arasındaki çatışmayı yakından inceleyelim.

     Katolik Ortodoks çatışması: Moskova ile Vatikanın ilişkilerini kopma noktasına getiren en önemli konu, URKnın yayılma çabalarıdır. Latin Katoliklerden farklı olarak, Ortodoks gelenekleri sürdüren Rum Katolikler, tarih boyunca, Ortodoks kiliseler tarafından, hem kendi içlerinden çıktığı için hain, hem de Ortodokslara olan benzerlikleri yayılmalarını kolaylaştırdığı için, sinsi düşman olarak görülmüşlerdir. URKnın, merkezini Batı Ukraynadan Kieve taşıması ve bir de MPUKdan ayrılan kiliselere Vatikanın çatısı altında birleşme teklif etmesi Moskova için, bardağı taşıran damla oldu. Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta, URKnın etkinliklerinden Fener Patrikhanesinin de ciddi rahatsızlık duyduğudur. Fener Patrikhanesi, Doğu ritüelli Katoliklere karşı tarih boyunca en büyük baskıları yapan çevrelerden biriydi. 1991den bugüne kadar da, Fener Patrikhanesinin, Ukraynada URKnın etkinliklerinden ötürü, Vatikanı uyardığı bilinmektedir. Günümüzde Ukraynada bütün kiliseler, onları destekleyen Vatikan ve Fener gibi dış merkezler temel rakip olarak Moskova Patrikhanesini gördükleri ve ona karşı ittifaka girdikleri için, URK ile diğer kiliseler arasındaki gerginlik sınırlı kalmaktadır. Yakın bir gelecekte kendi aralarındaki gerginliğin daha fazla su yüzüne çıkacağı beklenebilir. Zira her birinin diğeriyle tarihsel düşmanlığı ve ciddi boyutta çıkar çatışması bulunuyor. 

    Moskova-Fener Çatışması

    Moskova Patrikhanesi ile Fener Patrikhanesi arasındaki çatışmanın kökleri, 15. yüzyıla ve sonrasında Moskovanın kendisini gerçek Hıristiyanlığın son merkezi ilan ettiği zamanlara kadar uzanıyor. (Moskova-Üçüncü Roma tezi) Modern zamandaki çatışmalar ise, Soğuk savaşla beraber başladı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Stalin, dünya Ortodokslarını etkilemek için Moskova Patrikhanesini desteklemeye başlayınca ABD bu duruma el atarak Fener Patrikhanesinin başına Amerika Ortodoksları lideri Athenagorasın geçmesini sağladı. (Athenagoras acilen ABD Başkanı Trumanın özel uçağı ile Türkiyeye getirilip Türk vatandaşlığına geçirilerek patrik seçtirildi.) Soğuk Savaşın sonuna doğru yumuşar gibi olan ilişkiler, Fenerin eski Sovyet coğrafyasında etki kurma çabaları sonucunda tekrar gerginleşti. Özellikle Estonya Ortodoks Kilisesinin nereye bağlı olacağı konusunda yaşanan çatışma, bir ara, ilişkilerin tümden kopmasına neden olmuştu. Ukrayna ise, hem Rusya, hem de Moskova Patrikhanesi açısından, Estonyaya göre çok daha hassas bir konumda. Ek olarak, Estonyadakinin aksine Ukraynada Fener yanlısı bir kilise projesinin arkasında duracak kararlı bir devlet adamı çıkmadığı için Fener, Ukrayna üzerinde hak iddialarını açıktan dile getirememişti. Ancak turuncu devrimle başlayan süreç, Feneri bu konuda cesaretlendirdi. Fener Patrikhanesi, Ukrayna Kilisesinin Moskovaya bağlandığı 1684 tarihli deklarasyonu tanımadığını ve burasının her zaman Fenerin ruhani sınırları içinde olduğunu açıkladı. Ukraynada Moskovadan ayrılan iki büyük oluşum var: Kiev Patrikhanesi (KP) ve Ukrayna Otosefal (**) Ortodoks Kilisesi (UOK). İkisi de aralarında birleşip Fener tarafından tanınmak istiyor. (Yuşenko, bu nedenle Haziran ayında Fener Patriği Bartholomeosu ziyaret edip elini öpmüştü) Bu kiliselerin birleşerek tek bir Ukrayna ulusal kilisesinin yaratılması durumunda, insanları Rusyaya göre daha dindar olan ve elli milyonluk nüfusun ve Rus Kilisesinin mülklerinin önemli bir kısmının bulunduğu Ukrayna gibi bir ülke, Moskovanın elinden çıkıp Fenerin denetimine geçecektir. Bunun sonucunda Fener ekümeniklik (***) iddiasını güçlendirmiş ve Moskovanın liderlik iddiasına ölümcül bir darbe indirmiş olacaktır. Moskova Kilisesine indirilen darbe, tahmin edileceği üzere, bu kiliseyi iç ve dış politikada kullanmaya çalışan Kremlin yönetimine de şiddetli bir darbe vurulması anlamına gelmektedir. Fener Patriğinin Türk vatandaşı olma şartının kaldırılması ve patrikhaneye ekümenik statünün Türkiye tarafından tanınması gibi, ABD ve ABnin istemlerini, Türkiyenin Rum kökenli vatandaşlarının sorunu olarak değil, bahsettiğimiz bu uluslararası çatışma açısından görmek gerekiyor.

    Ülkemizde, patrikhane tartışmalarında, Türkiyenin, bir zamanlar Fatih Sultan Mehmetin yaptığı gibi, Feneri destekleyerek Ortodoksların hamisi olacağını söyleyenler bulunuyor. Bu noktada, hiçbir komplo teorisine girmeden, şu soruları soralım: i-Bugün devlet, içte ve dışta Fatihin zamanındaki güce sahip midir? ii- Türkiye, 1960lı yıllarda bir kez Fener Patrikhanesinin gelirlerini inceleyeceğini söyledi, ancak ABDden gelen sert tepki üzerine bundan vazgeçti. Soğuk savaş dönemi gibi Batıyla ilişkilerde nisbeten rahat olunan bir dönemde bile Türkiye kendi içindeki bir kurumun gelirlerini inceleyemezken, şu anki konjonktürde, hele de patriğin Türk vatandaşı olma şartının kaldırılması durumunda bırakalım yurtdışı etkinlikleri yönlendirip Doğu Avrupada hakim olmayı- , en basit bir denetleme imkanına sahip olabilecek midir? Yoksa kendi topraklarındaki bir kurumun ve ona ait olan herşeyin (mesela taşınmaz malların) fiilen başkalarının denetimine geçmesi olasılığı mı daha güçlüdür?

    iii- Bütün bu noktaları aklımızda tutup şu soruyu ekleyelim: Türkiyenin Rusya ile ilişkilerinin kiliseler çatışması yüzünden bozulması, Türkiyeye ne kazandıracak ve ne kaybettirecektir?

    İşte, Türkiyeye Ortodoksların hamiliği gibi bir misyon biçmeden ve Türk dış politikasına yön göstermeden önce bu sorulara net yanıt vermek gerekiyor.


    Dipnotlar:

    (*) Rum Katolikler: Doğu Ritüelli Katolikler olarak bilinen cemaatin bir kolu. Ayin usulü olarak Bizans geleneklerini benimsemekle beraber üst merci olarak Vatikanı tanıdıkları için Katolik olarak kabul ediliyorlar. Rum denmesinin nedeni etnik olarak Rum olmalarından değil, Bizans ayin usulünü benimsemelerindendir.

    (**) Otosefal Kiliseler: Ortodoks kiliselerinde, herhangi bir patrikhaneden bağımsız olarak karar alma yetkisi olduğu için özerk (otonom) kiliselere göre daha fazla yetkisi olan, ancak protokolde patrikliğe göre daha alt bir mevkide yer alan kiliseler.

    (***) Ekümeniklik: Genel anlamı evrensel. Hıristiyanlıkta değişik anlamlarda kullanılan bu sözcük, bu yazıda, Fener Patrikhanesinin İstanbuldaki Rum cemaatinin değil, bütün Ortodoks dünyasının merkezi olma istemini ifade ediyor. Bu talep, Türkiyenin şu ana kadarki resmi tavrına tamamen ters düşüyor.


    : - , Russia.ru


    : , Georgia Times


    - -. , russia.ru


    . " ",


    . Russia.Ru


    : . GeorgiaTimes.TV


    . "-"


    vs.: .


    : . Russia.Ru


    4 : . " 24"

    :
    -
    ()

    (-)

    (-)

    ()
    -
    (-)

    ( )

    ()

    ( )

    ()

    ()
    ...